Site içi arama :
Editörden
Burroughs öldü, yaşasın cut-up!

“Bazı adamlar vardır, neresinden tutacağınızı asla ama asla bilemezsiniz, oklarına saplanma korkusu ya da derisinin salgıladığı keskin zehrin verdiği cehennemî halüsünasyonik halden geri çekilinim ya da benzeri başka bir şey değildir bu tutunamayışın sebebi. Çok vasat bir tabirle; ‘büyüklüğünden’, ‘hacminden’ dolayı hiç değildir. Tıpkı Kerouac ile Allen’ın Burroughs’u ilk gördüklerinde birbirlerine söyledikleri gibi: ‘Herifte bir şey var ama sökemedik.’ Sökülmüyor işte, söktüğünüzü sandığınız zamanlarda da Liserjik bir düşün etkisi altındaki sayıklamaları andıran bir pozisyonda kalıyorsunuz sadece, bunu anlamıyorsunuz da.” [Şenol Erdoğan, Beat Kuşağı Antolojisi]


Onun eserleri hep aynı sözlerle eleştirildi: “uyuşturucu ve ahlaksızlığı yüceltiyor, üstelik niteliksiz.” Son dönemde yayınevimizin yayımladığı, cut-up üçlemesinin ilk kitabı Yumuşak Makine’nin de hemen hemen aynı gerekçelerle “zararlı” bulunmasının ardından çokça yer etti medyada Burroughs.  Belki de böyle tanıdı birçok Türkiyeli okur Burroughs’u; ahlaksız, eşcinsel ve uyuşturucu kullanan marjinal bir yazar o şimdi çoğu insanın gözünde. İşte tam da bu tanımlara, bu sınırlara meydan okumuştu Burroughs; öyle yaşamış, öyle yazmıştı. “ ‘Junk’ı göt deliğiniz dâhil her yerinizden alabilirsiniz’ diyen tek adamdı” diyor Şenol Erdoğan Beat Kuşağı Antolojisi’nde onun için. 


Artık, -her ne kadar onun kendini bilmez bir ahlak yoksunu olduğunu düşünenler hâlâ çoğunlukta olsa da- sanatsal olarak nerede durduğunu ve nasıl geniş bir ufkun ilk izleyicilerinden biri olduğu gerçeğini daha net algılayan ve anlatan bir grup eleştirmen ve okur da var. Şimdi onu okurken, ona bakarken, onu incelerken sıkışıp kaldığımız o dar kalıplardan, o beynimize yer etmiş, öğretilmiş ahlak dünyasından sıyrılarak, onun yarattığı değil ama onun işaret ettiği dünyaya  göz atma zamanı. Çünkü; William Burroughs’un çevirmeni Süha Sertabiboğlu’nun dediği gibi: “Kafaların belden yukarı kaldırılmasını engelleyen çağrışım zincirleri var. Türkiye’nin sarsılmaya ihtiyacı var. Çağrışım zincirlerinin kırılması lazım. Eşcinsellere, uyuşturucu kullananlara yaklaşım, insana yaklaşım değişmeli.” Elbette William S. Burroughs yaşamıyla da yazdıklarıyla da “eleştirilemez” biri değildi; hiçbir yazarın “eleştirilemez” olmadığı gibi... Ama onu yüzyıllardır süregelen o basmakalıp fikirlerin eşliğinde ve gözümüzü çevirdiğimiz o dünyayı yok sayarak okumak, salt Burroughs’a, yazdıklarına değil; sanata, sanatsal gelişime ve çeşitliliğe de yüz çevirmek olur. 


Her şeyden önce, dayatılan kalıpları hiçe sayarak, dilediği gibi yaşadı Burroughs. Ve bundan tam 14 yıl önce bugün, 2 Ağustos 1997’de 83 yaşında öldü. 



Düşünsel yayın hayatına başladı,
görüş ve önerileriniz için adresimiz:



Çeviri ve telif önerileriniz için adresimiz:
© 2010 SEL YAYINCILIK. Tüm hakları saklıdır.